Bir adam düşünün, aydınlanma ve rönesans çağının kalbini oluşturan… Aynı adam ki, son derece dindar, neredeyse sofu denecek bir kişiliğe sahip olsun ve koyu katolikliği ve hıristiyanlığa gelecek zarar için bölünmeye ve Anglikan kilisesinin oluşumuna karşı çıkıyor olsun, bunun yanında da tarihteki ilk sosyalist (ve dolaylı yoldan komünist) olsun… Gene bu insan, bütün çağdaşları tarafından varolabilecek en neşeli ve en keyifli insanlardan biri olarak nitelensin…
Bunlar yetmezmiş gibi din uğruna kendisini en sevenlerden olan 8. Henry tarafından kafası kestirilsin ve 400 yıl sonra Katolik kilisesi tarafından Aziz ilan edilsin…İşte Thomas More böyle bir insan…Yaşanan kafa karışıklığı oldukça doğal, bu yüzden öncelikle bu haftaki
başyapıtımız Utopia’yı inceleyelim önce…

Evet, günlük hayatımızda da zaman zaman kullandığımız ütopya kavramını yaratan kişidir kendisi. Utopia kelime anlamı olarak “hiçbir yer” anlamına gelir, More tarafından yaratılmış bir ülkedir. Eserin ikinci bölümünde ayrıntılarıyla bütün düzeni anlatılan ve çağın ülkelerinin durumuyla karşılaştırılıp ne kadar yüce bir yer olduğu gözler önüne serilen bu ülke, modern zamanların (yaklaşık 1500’ler civarı) ilk ortak komün yaşam örneğini sunan ve bu yönüyle başta Marx olmak üzere bir çok düşünürü etkilemiş olan bir yerdir.

Kitabın birinici bölümündeki kurgusal olayların çoğu, o dönemde ya da More’un kişisel hayatında olan olayların birer simgesi olarak yer almaktadırlar. Elimde bulunan Türkiye İş Bankası Yayınları çıkışlı kitap çok güzel bir şekilde Azra Erhat’ın Utopia üzerine olan kapsamlı bir çalışmasını da içermekte, ki zaten kitabın yarısını bu inceleme oluşturuyor. Dönem, Thomas More ve altmetinler hakkında ayrıntılı bilgiler sunan bu araştırma, kitabın ve geçtiği zamanın anlaşılmasına çok büyük yardımda bulunuyor.

Utopia nasıl bir yerdir? diye başlayan bir paragarafla Utopia’yı anlatmak isterdim ancak sanırım bu kitabın tamamını özetlemek gibi bir duygu. Ancak bu ülkeyi okuyup da (bazı eksikleri olsa da) günümüz dünyasından uzaklığını ve aslında ne kadar da güzel olabileceğini düşünmemiş olan çok az kişi vardır.Ütopyalar güzeldir, hayal etmesi zevklidir… Ya distopyalar? Başka bir yazıda, onlardan birinde buluşmak üzere…
İyi okumalar…

Kaynak: http://www.kanguncesi.com/kgv4/makaleler/kitaplik/thomas-more-utopia